Felsefe Akımları ve Temsilcileri | Felsefi Akımlar


felsefe akımlar ve temsilcileri

Felsefenin Dünyasına Kısa Bir Yolculuk: Felsefe Akımları ve Anlamları

Felsefe tarihte ilk olarak Antik Yunan döneminde karşımıza çıkmaktadır. O dönemde felsefeye sevgi anlamına gelen philia kelimesi ile bilgi anlamına gelen sophia kelimesinin birleşiminden meydana gelen philosophia yani bilgi sevgisi denilmekteydi. O dönemde felsefeye bu ismi veren kişi felsefenin babası olarak da bilinen ünlü filozof Heralitos’du. Kökleri bu kadar geçmişe dayanan felsefe ilk bilim olarak kabul edilmektedir.

İlk bilim olarak kabul edilen felsefenin anlamı ise oldukça karmaşık ve çeşitlidir. Sokrates’e göre bilgi ve gerçeği araştırma olarak tanımlanırken Platon’a göre doğru olana ulaşmak ve var olanı bilmekte düşünceyi yönlendirme çalışmaları olarak tanımlanmıştır. Aritoteles ise varlığın ilk temellerini ve ilkelerini araştıran bilim olarak açıklamıştır. Doğuya baktığımızda ise Arap bilim adamı El-Kindi felsefeyi insanın kendini bilmesi olarak tanımlamıştır. Bu tanımlardan da anlaşılacağı gibi felsefe düşünme, sorgulama ve analiz etme bilimidir. Diğer canlılardan daha gelişmiş düşünme becerisine sahip insan sayesinde zamanla birçok felsefe akımı ortaya çıkmıştır. Bu felsefe akımlarının her birinin olgu, varlık veya bilgiyi farklı bakış açılarıyla ele alarak modern bilime temel oluşturdukları görülmektedir.

Felsefe Akımlar ve Anlamları

Akılcılık (Rasyonalizm)

Hesaplama, numaralandırma, düşünme, yargılama, anlama ve akıl anlamına gelin kökeni Latinceye dayanan rasyo kelimesi bu felsefi akıma isim vermiştir. Akılcılık, felsefenin alt dallarından bilgi felsefesinin (epistemoloji) bir görüşüdür. Akılcı felsefeye göre doğru bilginin kaynağı akıldır. Akıl dışında başka kaynaktan gelen tüm bilgiler rasyonalist düşünceye göre yanlıştır. Akılcı felsefeye göre doğru bilginin varlığı değişmez ve süreklidir. Bilginin değişmez ve sürekliğinden kasıt bilginin varlığının geçmişte, şimdide ve gelecekte aynı olacağıdır. Bu kesin ve doğru bilgiye ulaşmanın yolunun da tümden gelim yöntemini kullanan mantık ve matematik ile olacağını savunmaktadır. Rasyonalistler bu bilgilerinde insanın aklında doğuştan var olduğuna inanmaktadır. Bu görüşe sahip filozoflar doğuştan sahip olduğumuz bilgiler ışığında Tanrının varlığını kesin doğru olarak kabul etmektedir. Akılcı filozoflar İnsan beynini boş bir levha olarak gören deneycilik (ampirizm) felsefi akımına da karşıdırlar. Bu felsefi akımın en önemli temsilcileri ise Parmenides, Platon, Descartes, Spinoza ve Leibniz’dir.

felsefe akımları ve temsilcileri
felsefe akımları ve temsilcileri

Deneycilik (Empirizm)

Deneycilik bir diğer adıyla deneyimcilik felsefesi tıpkı rasyonalizm akımı gibi bilim felsefesinin (epistemoloji) görüşlerinden biridir. Bu görüş bilim felsefesinin cevabını aradığı sorulardan biri olan “Bilginin kaynağı nedir?” sorusuna cevap vermektedir. Deneyci filozoflar bilginin kaynağının deyimler ve tecrübeler olduğunu savunmaktadır. İnsanda bulunan bilgilerin tamamının duyuş yani dış dünya ile yaşadığı etkileşimler sonucu oluştuğunu savunmaktadırlar. Bu düşünceye dayanarak da insan zihnin doğduğunda boş levha (tabula rasa) olduğunu ileriye sürmüşlerdir.

Deneycilik felsefesinin görüşlerine genel olarak bakıldığında bu akımın akılcılık felsefesinin tam tersi olduğu görülmektedir. Akılcı felsefenin savunduğu doğuştan bilgiye sahip olunduğunu reddetmektedir. Aklı sadece bilgiyi organize eden ve çoğunlukla da pasif olan bir olgu olarak tanımlamışlardır. Deneyciler bilgi modeli olarak dağa bilimlerini yani biyoloji, kimya ve fizik gibi deney ve gözleme dayanan bilimleri bilgiye ulaşmanın en doğru yolu olarak görmüştürler. Bu bilimleri elde etmede kullanılan araştırma yöntemi olarak da tümevarım yöntemini savunmuşlardır. Deneycilik görüşünün başlıca temsilcileri John Locke, George Berkeley, David Hume, John Stuart Mill ve Bertrand Russell’dir.

Duyumculuk (Sansüalizm)

Duyumculuk felsefi akımı da bir önceki incelediğimiz felsefi akımlar gibi bilim felsefesinin (epistemoloji) görüşlerinden biridir. Duyumcu filozoflara göre bilginin kaynağı duyumlardır. Beş duyu organımız ile elde edilen bilgilere duyum denilmeketedir. Bu görüşe göre bilgi nesnel olmalıdır yani elle tutula bilir, gözle görülebilir olmalıdır. Bu nedenle de Tanrının varlığını bu görüşe sahip filozoflar reddetmektedir. Fakat bilgiye ulaşmada beş duyunun hepsi bir birine eşit değildir. Bu görüşün en büyük temsilcisi Condillac’in verdiği mermer heykel örneğine dayanarak özellikle dokunma ve görme duyusunun tatma, koklama ve duyma duyusuna göre bilgiyi elde etmede daha önemli olduğu ortaya konulmuştur. Dokunma duyusunun diğer duyuların temeli olduğunu savunmuştur. Bu akımın başlıca temsilcileri Étienne Bonnot de Condillac ve George Berkeley’dir.

Sezgicilik (Entüisyonizm)

Bilim felsefesi (epistemoloji) görüşlerinden bir diğerde sezgiciliktir. Sezgicilik görüşü akılla ve deneyimlerle elde edilen bilgiyi tamamen yanlış görmez fakat bu bilginin sınırlı ve kısıtlı olduğunu savunur. Bu düşünce akımına göre akıl ve deneyden daha üstün olan sezgi, bilgiye ulaşmanın en doğru yoludur. Sezgi bir şeyin birden doğrudan aracısız olarak bulunması, keşfedilmesi yakalanması anlamına gelmektedir. Bir diğer deyişle sezgi uyku halindeki bilincin uyanmasıdır. Sezgi doğrudan ve aracısız olduğu için kesin bilgiye ulaşmada akıl ve deneyden daha üstündür. İmam Gazali’ye göre sezgi Allah’ın insana bağışladığı doğal bir ışıktır. Gazali bu ışığı kalp gözü olarak adlandırmaktadır. Bu görüşün diğer temsilcisi olan Henri Bergson’ göre ise sezgi doğru bilgiye ulaşırken içgüdülerden ve akıldan faydalanmaktadır.

felsefi akımlar ve anlamları
felsefi akımlar ve anlamları

Kritisizm (Eleştirel) Felsefe

18.yy aydınlarından I.Kant bilim felsefesinin “Bilginin kaynağı nedir?” sorusuna cevap vermek adına kritisizm görüşünü öne sürmüştür. I. Kant’a göre bu soruya akıl cevabının veren akılcılar ve deneyim yanıtını veren deneyciler yanılmaktaydı. Bilgiye sadece akıl veya sadece deneyim ile elde edilemezdi. I. Kant’ın görüşüne göre deneyimler ile elde edilen veriler akıl tarafından işlenerek ve organize edilerek bilgiler ortaya çıkmaktaydı. Bu görüşe göre bilginin başlangıcı deneyime dayansa da akıl olmadan bilginin oluşmayacağını savunmaktaydı. I.Kant’a göre doğuştan gelen bilgiler (a priari) ve deneyim ile elde edilen bilgiler (a posteriori) olmak üzere iki tür bilgi vardı. I.Kant otaya koyduğu bu fikirler doğrultusunda taban tabana bir birine zıt akılcılık ve deneycilik görüşünün bir sentezini oluşturmuştur.

Pozitivizm (Olguculuk) Felsefe

Pozitivizm görüşü 19.yy aydınlarından Aguste Comte tarafından kurulmuştur. Bu görüşe göre bilgiye yalnızca bilimsel yöntemlerle ulaşılabileceği savunulmuştur. Comte’ye göre bilgi deneylere ve gözlemlere dayanmalıdır. Deney ve gözleme dayanmayan bilgi bilimsel olmadığı için doğru bilgi olarak kabul edilmemelidir. Aguste Comte felsefenin metafiziksel ve anlamsız şeylerden sıyrılarak daha bilimsel bir bilim olmasını hedeflemiştir. Kısacası felsefeye bilimsel bir kimlik kazandırmaya çalışmıştır.

Aguste Comte’nin felsefeyle ilgili birçok görüşü bulunmaktaydı. Bu görüşlerden biri de felsefe tarihinin üç dönem oluşmasıydı. Birinci dönemi teolojik dönem olarak adlandırmaktaydı. Bu dönemde insanlar açıklayamadıkları her olayı Tanrıya dayandırarak açıklamıştır. Comte’ye göre orta çağın sonunda birinci dönemin bitmesi ile İkinci dönem olan metafizik dönemine girilmiştir. Metafizik döneminde ise olaylar soyut güçlerle açıklanmaya çalışmıştır. Fransız ihtilalinden sonraki dönemde ise felsefe pozitif döneme girmiş ve açıklanamayan olaylar doğa yasalarıyla aydınlatılmaya başlanmıştır. Bu dönemde felsefe artık bilim ile bütünleşmiştir.

Materyalizm

Materyalizm görüşüne göre evrendeki tüm varlıklar maddeden meydana gelmektedir. Hatta ilk varlığın madden oluştuğunu savunan bir görüştür. Bu görüşün temsilcilerinden olan Demokritos ilk maddeci ve atomcu okulun kurucusudur. Demokritos’a göre atom yaratılmamıştır bu nedenle de yok edilemezdir. Evrende sonsuz sayıda atom olduğunu savunmaktadır. Varlıklarında atomlardan meydana geldiğini öne sürmüştür.

Bu görüşün savunucularından olan Hobbes’ göre ise maddelerin birleşmesiyle cisim oluşmaktadır. Hobbes’ın görüşüne göre evrende üç tip cisim vardır. Bunlar; doğal cisim doğada bulunan cisimler, yapay cisim insan tarafından üretilen cisimler ve ahlaki-toplumsal (devlet, hukuk, tanrı gibi) cisimlerdir. Bunun dışında materyalistlerin birçoğu maddenin tıpkı evren gibi hareketli olduğunu savunmuştur.

felsefi akımlar ve temsilcileri
felsefi akımlar ve temsilcileri

Nihilizm (Hiçlik)

Nihilizm ahlak felsefesi görüşlerinden biridir. Bu görüşün başlıca temsilcisi 19.yy yaşamış olan filozof ve dil bilimci Friedrich Nietzsche’dir. Hiçlik görüşüne göre değerler ve düzen bozulmuş bu nedenle de bunlara uyulmaması gerekmektedir. Eski değerlerin bırakılıp yeni değerler kurulması gerektiğini savunmaktadır. Bununla birlikte insanı yeni değerler kurabildiği ölçüde üstün insan olarak tanımlamaktadır. Nietzsche göre zayıf ve güçlü olmak üzere iki tip insan vardır. Bulunduğumuz zamandaki ahlaki sistemin zayıflara ait olması nedeniyle buna köle ahlakı adını vermiştir Mevcut düzen zayıf insanlar tarafından tasarlandığı için zayıf insanları ön plana çıkarmaktadır görüşünü ortaya atmıştır. Bu nedenle de güçlü insanları iradeyi ele alarak bu köle ahlakını kırmaları ve bu düzene bir son vermeleri gerektiğini savunmaktadır.

felsefe akımlar ve temsilcileri
felsefe akımlar ve temsilcileri

Egoizm (Bencillik)

Egoizm de tıpkı nihilizm gibi ahlak felsefesi görüşlerinden biridir. 17.yy filozoflarından Thomas Hobbes egoizm felsefesinin en önemli temsilcilerinden biridir. Egoizm felsefesine göre birey için en önemli şey kendidir. Bu nedenle de birey daima kendi yararını ve çıkarını düşünmelidir. Egoizme göre insan iyi veya kötü kavramını kendine göre belirler o nedenle de evrensel ahlak anlayışı yok der. Evrensel bir ahlak anlayışı olmadığına göre birey her durumda kendin çıkarını gözetmelidir.

felsefi akımlar ve temsilcileri kısaca
felsefi akımlar ve temsilcileri kısaca

İdealizm (Ülkücülük)

İdealizm eğitim felsefesi görüşlerinden biridir. İdealistlere göre gerçeklik ruhsaldır bu nedenle de gerçekliği algılamak için bilimsel yöntemler yetersizdir. İdealiz gerçeği açıklamada metafizik, düşünce, ruh, ahlak ve zihin kavramlarını ele almaktadır. İdealime göre gerçekler zamanla değişmez ve kesindir. Bu görüşün batıda temellerini Platon atmıştır. Platon’a göre gözümüzle gördüğümüz dünyanın dışında somut olarak göremediğimiz fakat sezgilerimizle bulabileceğimiz bir dünya vardır. Bu dünyaya idea dünyası denilmektedir. Gerçeklikte bu dünya bulunmaktadır. İdealizme göre toplumdan topluma değişmeyen zamandan ve mekândan etkilenmeyen kesin kuralları olan evrensel bir ahlak mevcuttur. İdealizm düşünce yapısı eğitimde esasicilik ve daimicilik görüşlerini etkilemiştir. İdealizmin Platon’dan sonra en önemli temsilcileri ise Aristoteles, Farabi ve Hegel’dir.

Realizm (Gerçekcilik)

Realizm, idealizme karşıt bir görüş olarak ortaya çıkmıştır. Realizm soyut gerçeklik yerine somut gerçekliği savunan bir görüştür. İnsanın beş duyu organıyla algıladığı dünya dışında bir dünyanın olmadığını savunmaktadır. Bu görüşe göre gerçek bilgiye deneyler ve gözlemlerle yani akılcı yollarla ulaşılabilmektedir. Nesnel gerçekliğin mutlak ve değişmez olduğunu bu nedenle de bilginin kesinliğini koruduğuna inanmaktadır. İnsan zihni dünyaya boş geldiğine ve bu boş zihni kesin doğrularla doldurulması gerektiğini savunur. Böylece mutlak doğru olan bilgi nesilden nesille aktarıla bilecektir. Bu düşünceye göre yeni veya değişken bilgi yoktur. Doğru bilgi mutlak ve kesindir. Realizm düşünce yapısı eğitimde esasicilik ve daimicilik görüşlerini etkileyerek eğitimde ezberci sistemi desteklemiştir. Realizmin en önemli temsilcileri ise Gustave Flaubert, Maksim Gorki, Jack London, Mark Twain ve Anton Çehov’dur.

felsefe akımları anlamları
felsefe akımları anlamları

Pragmatizm (Faydacılık)

Pragmatizm ilk olarak 20.yy’da Amerika’da orya çıkmıştır. Pragmatizme göre gerçek mutlak ve değişmez değildir, tıpkı hayatın kendisi gibi gerçekte zamanla değişebilir. Pragmatizme göre gerçek insanın deneyimlerinin bir ürünüdür. Bu nedenle de gerçek insana, zamana ve mekâna göre değişkenlik gösterebilmektedir. Pragmatizme göre değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. Değişim hayatın kaçınılmaz bir sonucudur. Bu görüşler ışında da evrensel bir değer ve ahlak anlayışının olamayacağını savunmaktadır.

Pragmatizm diğer bilgi felsefelerinden farklı olarak bilginin doğruluğuyla ilgilenmez. Pragmatizm edinilen bilginin faydalı olup olmamasıyla ilgilenmektedir. Eğer bireyin edindiği bilgi günlük hayatında kullanılıyorsa o bilgi değerlidir görüşünüzü savunur. Bilgi edinmenin en doğru yolunda bilgiyi deneyimlemek olduğunu savunmaktadır. Pragmatizm düşünce yapısı eğitimde ilerlemecilik ve yeniden kurmacılık görüşleri olarak hayat bulmuştur. Pragmatizmin en önemli temsilcileri ise William James ve John Dewey‘dir.

Varoluşculuk

Varoluşculuk felsefe akımın temeli özgürlüğe dayanmaktadır. Varoluşculuk görüşüne göre her türlü ahlaki sistemin kaldırılması gerektiği öne sürülmektedir. Varoluşculuğa göre insan kendini oluşturmalıdır. Bunu yapabilmesi içinde özgür olması gerekmektedir. Varoluşculuk sosyoloji biliminin aksine bireyin özgürlüğü toplumun özgürlüğünden daha önemli görmektedir. Varoluşcular kast sistemlerine ve meslek eğitimlerine karşıdır. Bireyin kendi seçimlerini yapması gerektiğine inanmaktadırlar. Varoluşculuğun en önemli temsilcileri ise Friedrich Nietzsche ve Jean Paul Sarte‘dır.


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir